Huseyin Can Savas

Higher State of Conciousness
Recent Tweets @huseyincansavas

“Bu kitap en azlarındır. Belki de onlardan hiçbiri yaşamıyor daha. Onlar, benim zerdüşt’ümü anlayanlar olacaklar: kendimi, daha bugünden işitilecek kulaklar bulanlar ile nasıl karıştırabilirdim ki? Ancak öbürgündür benim olan. Kimileri öldükten sonra doğar.


Kişinin beni anlamasının, hem de zorunlukla anlamasının koşulları, -bunları pek iyi bilirim. Benim yalnızca içtenliğime, tutkuma dayanabilmek için, düşünsel konularda katılık kertesinde dürüst olması gerekir kişinin. Dağlarda yaşamaya, alışkın olması gerekir- çağın siyasetinin ve halkların çıkarcılıklarının sefil gevezeliğini kendi altında görmeğe. Aldırmaz olmuş olması gerekir, hiç sormaması gerekir, doğruluk yararlı mıdır diye, bir kötü kader olup çıkar mı diye… Bugün kimsenin sorma yürekliliğini göstermediği sorulara sertliğin verdiği yatkınlık; yasaklanmış olana yüreklilik; labirente önceden-belirlenmişlik. Yedi yalnızlıkta edinilmiş bir deneyim. Yeni bir müzik için yeni kulaklar. En uzaklar için yeni gözler. Şimdiye dek sağır kalınmış doğrular için yeni bir vicdan. Ve yüce üslubun iktisat istemi: gücünü, heyecanlanmalarını derli-toplu tutmak… Kendi kendine saygı; kendi kendine sevgi; kendi kendisi karşısında koşulsuz bir özgürlük…

İşte! Bunlardır benim okurlarım ancak, benim sahici okurlarım, benim önceden belirlenmiş okurlarım: geri kalan neye yarar ki -geri kalan, insanlıktır yalnızca.- kişinin, gücüyle, ruhunun yüksekliğiyle, insanlığa tepeden bakması gerekir -hor görüşüyle…”
Friedrich N.  *

“Aptallıkla mücadelede, en insaflı ve en yumuşak insanlar sonunda kabalaşırlar. Belki de bu şekilde doğru bir savunma yolunda bulunurlar; çünkü aptal bir surata hukuken en uygun olan kanıt sıkı bir yumruktur. Ama, söylediğim gibi, karakterleri yumuşak ve insaflı oldukları için bu insanlar, bu meşru müdafaa yoluyla acı çektirmekten daha çok kendileri acı çekerler.”  

Friedrich N.

“Of the hundreds of lessons and surprises, the biggest surprise was the essential need for personal growth.  It is true: your business only grows as fast as you do.  The more educated I became in various areas, the more my business grew.  The more my business grew, the more my desire of knowledge grew.  Now I am ravenous when it comes to reading and educating myself.  As Henry Ford said, “Anyone who stops learning is old-whether at twenty or eighty.  Anyone who keeps learning stays young.  The greatest thing in life is to keep your mind young.”–Maria Joyner – Opportunity & Success LLC Maria Joyner Photography Twitter:@mariajoyner

*

“Yap yap yap, kazanırsın. Ol ol ol, kaybedersin!” 

“Hadi aylaklıktan vazgeçtik: Hırslı iş adamları dinlenmeleri gereken sözde tatillerinde bile doyasıya yaşayamazlar. Güneyin ucuz tatil kasabalarındaki basit banka memurları bile iş adamlarından daha çok eğlenir, içer sıçar rezil olur, kafakola alınır, alay eder, pandik atar ve dayak yerler. İş adamı ise hep hesap yapar:
“Burada içerek sarhoş olup cok eğleniyor gibi görünmek mi gorkemimi artirir, yoksa ortamı snob edip mine’yle beraber havalı bir exit mi yapsam?”
İş adamının kafasındaki bilgisayar, bu verileri yıldırım hızıyla değerlendirir ve işin hep imaj yönünden “doğrusu” yapılmaya çalışılır.”

“Büyük parayı hep küçük bir işten kazanacaksın.”

Üç paragraf da 2000’lerin başında, sanırım lise dönemimde, okuduğum, Emre Yılmaz’ın “Genç bir işadamına” adlı kitabından. Şimdi bakıyorum da gerek iş, gerek sosyal hayat politikalarım olsun tamamının temeli bu kitaba dayanıyor. 

Working at this very 00.00 o’clock of 01.01.11 looks pretty promising for my upcoming 11 goals list. Bring it on 2011.

Hüseyin Can Savaş - Merhaba Patron, çok extreme bir izin talebim olacak!

Uğur Bey- Extreme ise olmaz ki zaten!

H - Denemem lazım!

U - Buyur o zaman.

H - Masaja gitmek için erken çıkabilir miyimi?

U - Hahaha, gel bunu bu şekilde bir de Mehmet Bey’e soralım.

İşlerime odaklanmış, güzel güzel açılımlar yaparken, bir anda ortaya çıkan uçarı kadın! Nasıl oldu, neden oldu ben anlamadan 2 haftamı aldın ve götürdün benden. 2 koca hafta, “Hüs is doing business” yerine “Hüs in love” mottosuyla geçen 2 koca hafta! 

Aslında seninle bir gelecek hayal etmek bile çok keyifliydi, hatta o kadar keyifliydi ki işte 2 rüya gibi hafta boyunca asla “naaapıyosun hüs” diyemedim kendime. 

Ama, şimdi ben bir bardak kahve içip uyanacağım, ve yine işlerime odaklanacağım. Umuyorum ki senin hiç bir zaman haberin olmayacak olan bitenden.

Be the change yourself!

Nice yıllar, nice güzel yıllar büyükadam Küçükandonyadis.

Nice yıllar, nice güzel yıllar büyükadam Küçükandonyadis.

bilmiyorsanız öğrenin…

tevellüdü 30 ve yukarı olanlar için farklı bir yeri vardır 88-89 kadrosunun üyelerinin… bizleri fenerbahce’li yapan kültür, lefter’i anlattığı gibi 88-89 kadrosunu da en iyi şekilde anlatmıştır. bizim alex’i, volkan’ı, semih’i anlatacağımız gibi..

“rıdvan” değildir o misal‚ “rıdvan dilmen” hiç değildir‚ “rıdvan hoca” zinhar değildir‚ “yorumcu rıdvan” diyene de ağız burun girilir… “şeytan rıdvan”dır o…

oğuz´dan başkasına “imparator” diyenle selam sabah kesilir‚ müjdat´a “miço” demeyene zavallı gözüyle bakılır‚ ismail´in “arap” olduğunu bilmeyene konuşmak yasaklanır…

nezihi kadar “deli”‚ şenol ustaömer kadar “füzeci”‚ turan kadar “rambo”‚ hasan kadar “9”‚ schumacher kadar “toni” olmayanı fenerli saymazlar…

herkes edebini erkanını iyi bellesin.. “rambo”nun üstünde çok durulmadı‚ “şeytan” olmadı‚ “imparator” tutmadı… lakin 88-89 kadrosunun bu son td adayına da adıyla sanıyla sahip çıkılmazsa bizim fenerliliğimiz´e bambaşka bir boyut katan o efsane kadroya çok büyük terbiyesizlik yapılır söyleyeyim..

o yüzden öyle bilip bilmeden sallamayın “aykut değil aykut kocaman” diye…

“aykut” değil “aykut kocaman” da değil…

“nasıl koydu aykut kocamaaan‚ kocamaaan‚ kocamaann!..”“